“Bayram değil, seyran değil; eniştem beni niye öptü?”
Büyüklerimizin yıllar önce söylediği bu sözün ne kadar yerinde olduğunu, son günlerde yeniden anlamış olduk. Çünkü ortada ne bayram var ne seyran… Ama bir anda hafif raylı sistem tartışması gündemin tam ortasına düştü.
Ardından peş peşe açıklamalar geldi.
Öyle açıklamalar ki, sanki bu şehir yıllardır raylı sistem yüzünden nefes alamıyor, sanki proje hazırmış da birileri kasıtlı olarak engellemiş gibi bir hava oluşturulmaya çalışılıyor.
Derken yıllardır sesi soluğu çıkmayan eski bir milletvekil sahne aldı.
“Ben yaptım… Ben Ankara’da hallettim… Ben imzalattım…”
İyi güzel de…
Madem bu kadar önemliydi, neden bunu sekiz dokuz yıl sonra hatırladınız?
Aktif siyaset yaptığınız dönemde neden bu kadar yüksek sesle konuşmadınız?
Neden kamuoyunu bilgilendirmediniz?
Neden sürecin takipçisi olmadınız?
Ve en önemlisi…
Bugüne kadar neredeydiniz?
İnsan ister istemez düşünüyor.
Acaba gerçekten maksat şehre hizmeti anlatmak mı?
Yoksa uzun süredir unutulmuş olmanın verdiği rahatsızlıkla yeniden gündeme gelme arzusu mu?
Çünkü zamanlama gerçekten düşündürücü.
Şehir tarihinin en büyük dönüşüm süreçlerinden birini yaşıyor. Yılların kangren olmuş sorunları çözülmeye çalışılıyor. Kentsel dönüşüm hız kazanmış durumda. Yeni yaşam alanları oluşuyor, altyapılar yenileniyor, ulaşım ağları güçleniyor, kamu yatırımları devam ediyor.
Ben buna gönül rahatlığıyla “kentsel dönüşüm devrimi” diyorum.
Böylesine önemli bir süreç devam ederken bir anda raylı sistem tartışmasının ortaya atılması tesadüf müdür?
Yoksa gündemi başka bir yöne çekme çabası mı?
Asıl sorulması gereken soru ise şudur:
Bugün bu şehrin en acil ihtiyacı gerçekten hafif raylı sistem midir?
Vatandaş çarşıda, pazarda bunu mu konuşuyor?
Üretim, ekonomik kalkınma, altyapı, çevre düzenlemeleri, sosyal yaşam alanları ve devam eden dönüşüm projeleri dururken, raylı sistem bugün ilk sıradaki ihtiyaç mıdır?
Bana göre hayır.
Kimse raylı sisteme karşı değil.
Elbette zamanı geldiğinde yapılmalıdır.
Nüfus artar…
Yolcu yoğunluğu oluşur…
Şehrin ulaşım yükü mevcut sistemlerle taşınamaz hale gelir…
İşte o zaman raylı sistem kaçınılmaz olur.
Ancak her yatırımın bir öncelik sırası vardır.
Kaynakların doğru kullanılması, ihtiyaçların doğru belirlenmesi ve şehrin gerçek önceliklerinin esas alınması gerekir.
Bugün yapılması gereken, şehrin geleceğini sağlam temeller üzerine inşa etmektir.
Raylı sistem de bu planlamanın bir parçası olabilir; ancak bugünün değil, şartlar olgunlaştığında yarının önceliğidir.
Bir de işin başka bir tarafı var.
Yıllar sonra çıkıp “Ben yaptım.” demek kolaydır.
Asıl mesele, o günün sorumluluğunu o gün taşımaktır.
Aradan geçen bunca zamandan sonra yapılan açıklamalar, farkında olunmasa da bugün görev yapanları töhmet altında bırakıyor. Kamuoyunda, “Demek ki birileri engelledi.” algısı oluşturuyor. Oysa iddiaların ötesinde ortaya konmuş somut bir tablo yok.
Şehirlerin geleceği kişisel kahramanlık hikâyeleriyle değil, ortak akılla yazılır.
Vatandaş artık geçmişte kimin ne yaptığını anlatan uzun nutuklardan çok, bugün ne yapıldığını görmek istiyor.
Çünkü siyaset hatıra anlatma sanatı değil, çözüm üretme sorumluluğudur.
Velhasıl…
Bayram değil…
Seyran değil…
Birilerinin yıllar sonra çıkıp kendini hatırlatma ihtiyacı hissetmesi, ister istemez insanın aklına yine o meşhur sözü getiriyor:
“Eniştem beni niye öptü?”
