Bazı isimler vardır; makamlarından daha büyük tartışmaların odağı hâline gelirler.
Çünkü mesele artık kişi değildir.
Mesele, temsil ettiği fikirdir.
İşte Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin de bugün tam böyle bir kavşağın ortasında duruyor.
Kimileri onu sadece bir bakan olarak görüyor.
Kimileri ise Türkiye’nin eğitim anlayışında köklü bir değişimin sembol isimlerinden biri olarak değerlendiriyor.
Tam da bu yüzden attığı her adım, yaptığı her açıklama ve ortaya koyduğu her düzenleme yalnızca eğitim politikası olarak değil, Türkiye’nin geleceğine ilişkin daha geniş bir tartışmanın parçası olarak okunuyor.
Rahatsız olanlar var.
Olacaktır da…
Çünkü tarih boyunca hiçbir değişim sancısız olmamıştır.
Hakikat konuşuldukça ezberler bozulur.
Milli kimlik güçlendikçe köksüzlük rahatsız olur.
Medeniyet iddiası yükseldikçe taklit zihniyeti telaşa kapılır.
Bugün Sayın Yusuf Tekin’e yöneltilen sert eleştirilerin önemli bir kısmını da bu çerçevede değerlendirenler bulunuyor.
Elbette demokratik toplumlarda eleştiri meşrudur.
Hiçbir kamu görevlisi eleştiriden muaf değildir.
Ancak eleştiri; hakarete, iftiraya ve peşin hükme dönüştüğünde artık amaç çözüm üretmek değil, itibarsızlaştırmak olur.
İşte itiraz da tam bu noktaya yükseliyor.
Bu millet tarih boyunca nice fırtınalar atlattı.
Malazgirt’te dimdik durdu.
Çanakkale’de dünyaya meydan okudu.
Dumlupınar’da bağımsızlığını yeniden kazandı.
15 Temmuz gecesi tankların önüne yatan iradeyi de aynı ruh besledi.
O ruh; Palandöken’in vakarında, Erzurum tabyalarının direncinde, Nene Hatun’un cesaretinde ve Ömer Halisdemir’in fedakârlığında hayat buldu.
Bugün eğitim alanında yürütülen tartışmalar da birçok insan için bu tarihsel hafızanın bir uzantısıdır.
Bu nedenle Yusuf Tekin ismi etrafındaki tartışmalar, sadece bir bakanın şahsına indirgenemez.
Destekleyenler açısından o; milli kimliği, kültürel hafızayı ve değerler eğitimini önceleyen bir anlayışın temsilcilerinden biridir.
Katılmayanlar elbette olacaktır.
Demokrasinin gereği budur.
Ancak farklı düşünmek başka, farklı düşüneni düşmanlaştırmak başkadır.
Türkiye’nin ihtiyacı; birbirini susturan değil, birbirini dinleyen bir tartışma kültürüdür.
Çocuklarımızın daha iyi eğitim alması, öğretmenin daha güçlü desteklenmesi ve geleceğin daha sağlam inşa edilmesi; günlük polemiklerden çok daha önemlidir.
Son söz şudur:
Hiç kimse bu milletin hafızasını hafife almasın.
Bu millet, tarih boyunca kendi değerlerini savunmayı bildi.
Bugün de yarın da bunu yapacaktır.
Ok yaydan çıkmıştır.
Fikirler konuşulacak, eleştiriler yapılacak, reformlar tartışılacaktır,Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’e asil Millet görev vermiştir ve dünle bugünü barıştır demiştir.
Ama son hükmü ne sosyal medya verecektir ne de manşetler.
Son sözü yine millet söyleyecektir.
Ve milletin vicdanı, günü geldiğinde kimin inşa etmeye, kimin yıkmaya çalıştığını ayırt edecek ferasete fazlasıyla sahiptir.Velhasılıkelam, önce haddinizi bilin; sonra konuşun.
