Vatandaş soruyor:
Kent Konseyi ne işe yarar?
Kent ile kentte yaşayan insanlar arasında ne gibi sorunları çözer?
Bugüne kadar kent için hangi elle tutulur, gözle görülür faaliyete imza atmıştır?
Hangi mahallenin hangi sorununu gündeme taşımış, hangi toplumsal olay karşısında ses vermiş, hangi problemin çözümüne katkı sağlamıştır?
Daha açık soralım…
Kent Konseyi sadece toplantı yapılan, konuşmaların yapıldığı, fotoğrafların çekildiği ve ardından kamuoyuna çeşitli açıklamaların yapıldığı bir yapı mıdır?
Yoksa gerçekten vatandaşın sesini yerel yönetime ulaştıran, kentin sorunlarını tespit eden, çözüm önerileri hazırlayan ve bu önerilerin takipçisi olan bir mekanizma mıdır?
Çünkü vatandaş artık bunları bilmek istiyor.
Kent Konseyi’nin varlığı elbette önemli. Kentin yönetimine vatandaşın katılması, farklı kesimlerin aynı masa etrafında buluşması, kentin sorunlarının ortak akılla ele alınması güzel ve gerekli.
Ama işin bir de “sonuç” tarafı var.
Örneğin bir mahallede vatandaş ulaşım sorunu yaşıyorsa Kent Konseyi bu sorunu tespit edip gündemine aldı mı?
Aldıysa ne yaptı?
Bir başka mahallede kaldırım, otopark, çevre veya altyapı problemi varsa bu sorun ilgili kurumlara iletildi mi?
İletildiyse sonucu ne oldu?
Engelli vatandaşların şehir içerisinde yaşadığı erişim problemleri konusunda hangi somut adımlar atıldı?
Gençlerin, kadınların, yaşlıların, esnafın, öğrencilerin veya dar gelirli vatandaşların yaşadığı sorunlardan hangileri Kent Konseyi’nin gündemine taşındı ve bunların hangileri çözüme kavuştu?
İşte vatandaşın merak ettiği asıl mesele burada.
Çünkü Kent Konseyi’nin görevi sadece “sorunu konuşmak” değil, konuşulan sorunun çözümü için sürecin takipçisi olmaktır.
Bir başka önemli konu daha var.
Kent Konseyi’nin şehirde yaşayan vatandaşla arasında ne kadar güçlü bir bağ var?
Vatandaş istediği zaman Kent Konseyi’ne ulaşabiliyor mu?
Mahallelerden gelen talepler düzenli olarak toplanıyor mu?
Çalışma grupları gerçekten sahaya çıkıyor mu?
Yoksa kent konseyi çalışmaları daha çok belirli toplantılar ve belirli günlerde yapılan etkinliklerle mi sınırlı kalıyor?
Bunların cevabı kamuoyuna açık şekilde verilirse tartışmalar da büyük ölçüde sona erer.
Mesela çok basit bir faaliyet raporu hazırlanabilir.
“Şu tarihte şu mahallede şu sorun tespit edildi. İlgili kuruma bildirildi. Şu tarihte şu işlem yapıldı. Sorun şu şekilde sonuçlandırıldı.”
Vatandaş da neyin yapıldığını görür.
Böylece Kent Konseyi’nin sadece bir tabela veya toplantı salonundan ibaret olmadığı, şehir hayatının içerisinde gerçekten karşılığı bulunan bir yapı olduğu ortaya çıkar.
Bir de kamuoyunda zaman zaman dile getirilen başka bir soru var:
Kent Konseyi, siyasette aktif görevleri sona eren veya siyasi hayatın dışında kalan kişilere yeni bir unvan ve makam oluşturmak için mi vardır?
Bu sorunun cevabını vermek için kimseyi suçlamaya gerek yok.
Tam tersine, en doğru cevap şeffaflıktır.
Kent Konseyi’nde kim görev yaparsa yapsın, hangi görüşten olursa olsun vatandaşın görmek istediği şey aynıdır:
Ne yaptınız?
Hangi sorunu çözdünüz?
Hangi vatandaşın derdine çare oldunuz?
Hangi mahallede bir değişime vesile oldunuz?
Hangi öneriniz hayata geçti?
Kaç kararınız ilgili kurumlar tarafından dikkate alındı?
Bunlar ortaya konulduğu zaman Kent Konseyi’nin şehir açısından değeri de daha net anlaşılır.
Çünkü mesele makam, unvan, toplantı veya fotoğraf değildir.
Mesele şehirde yaşayan insanın hayatına dokunabilmektir.
Kent Konseyi gerçekten kentin sesi olacaksa, o ses sadece toplantı salonlarında değil, mahallelerde de duyulmalıdır.
Vatandaşın kapısını çalmalı, sorununu dinlemeli, çözüm için ilgili kurumların kapısını aşındırmalı ve sonuç alıncaya kadar takip etmelidir.
Bugün Erzurum’da vatandaşın Kent Konseyi’ne yöneltebileceği daha yüzlerce soru var.
Ve belki de en temel soru şu:
Kent Konseyi bugüne kadar Erzurum için ne yaptı?
Bu sorunun cevabı toplantı sayısıyla değil, ortaya konulan somut sonuçlarla verilmelidir.
Çünkü vatandaş artık konuşulanı değil, yapılanı görmek istiyor.
Kent Konseyi’nin gerçek karşılığı da tam burada başlıyor.
