Bazı insanlar vardır; şehrin yalnızca ticaret hayatında değil, sosyal hafızasında da yer edinir.
Onlar için şehir, sadece dükkânlardan, işletmelerden, ticaretten ve rakamlardan ibaret değildir. Şehrin insanının derdiyle dertlenir, sevincini kendi sevinci bilir. Bir esnafın sıkıntısını dinlerken yalnızca bir ticari meseleyi değil, o insanın hayatını da anlamaya çalışır.
Erzurum gibi kadim bir şehirde, böyle isimlerin ayrı bir yeri vardır.
Lütfü Yücelik de uzun yıllardır bu anlayışla anılan isimlerden biri.
Onu yalnızca ticaret erbabı kimliğiyle değerlendirmek, kanaatimce eksik bir tarif olur. Çünkü şehirle kurduğu ilişki, ticaretin sınırlarını aşan bir ağabeylik anlayışına dayanıyor. Erzurum’un gelişmesi, esnafın ve tüccarın güçlenmesi, gençlerin önünün açılması ve şehrin ekonomik hayatının daha ileri taşınması üzerine söz söyleyen, fikir üreten bir isim olarak öne çıkıyor.
Bugünlerde Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri nedeniyle şehirde bir seçim hareketliliği yaşanıyor.
Lütfü Yücelik ise bu süreci, kendi üslubuna uygun biçimde; ağırbaşlı, sakin ve emin adımlarla sürdürüyor.
Sahada esnafla bir araya geliyor, toplantılarda ekibiyle istişare ediyor, gençlerle konuşuyor, iş dünyasının farklı kesimlerinin nabzını tutuyor.
Fakat bütün bu temasların ortak bir cümlesi var:
“Erzurum kazansın.”
Belki de meselenin özeti tam olarak burada.
Çünkü bir şehir adına yola çıkıldığında, şahsi hesapların ve kişisel beklentilerin ötesinde bir şehir perspektifine ihtiyaç vardır. Ticaret odası seçimleri elbette bir yönetim ve temsil tercihidir. Ancak bunun ötesinde, Erzurum’un ekonomik geleceğine ilişkin bir tartışmayı da beraberinde getirir.
Bu nedenle sahada karşılaştığımız bazı isimlerin söylemlerine bakarken, kullandıkları cümlelerden çok, şehre nasıl baktıklarına da dikkat etmek gerekir.
Lütfü Yücelik’in seçim çalışmalarında dikkat çeken taraflardan biri de ekibinin yapısı.
Genç, bilgili ve dinamik bir kadroyla toplantılar gerçekleştiriyor. Sadece masa başında değil, sahada da esnafla birebir temas kuruyor. Bir dükkâna girip çayını içerken, esnafın gündemini dinliyor. Ticaretin rakamlarından önce insanın hikâyesine kulak veriyor.
Belki de yılların verdiği tecrübenin yanına gençliğin enerjisini koymak istemesinin altında da bu anlayış yatıyor.
Çünkü şehirlerin geleceği yalnızca tecrübeyle değil, tecrübenin gençlerin bilgisi ve enerjisiyle buluşmasıyla kuruluyor.
Erzurum’un ticaret hayatının bugününü konuşurken, yarınını da düşünmek gerekiyor.
Genç girişimcinin beklentisi başka, yıllardır ticaret yapan esnafın beklentisi başka olabilir. Sanayicinin sorunu farklı, küçük işletmenin meselesi farklı olabilir. Fakat bütün bu farklılıkların üzerinde ortak bir başlık var:
Erzurum’un ekonomik olarak güçlenmesi.
İşte bu noktada “Erzurum kazansın” sözü, basit bir seçim sloganından daha geniş bir anlam taşıyor.
Şehir kazanacaksa esnaf kazanacak.
Esnaf kazanacaksa üretim güçlenecek.
Üretim güçlenecekse gençler için yeni imkânlar doğacak.
Gençler şehirde gelecek görebilecekse Erzurum’un yarınları daha sağlam kurulacak.
Elbette seçimler, farklı fikirlerin ve farklı ekiplerin yarıştığı demokratik süreçlerdir. Her adayın Erzurum için ortaya koyduğu düşünceler, projeler ve hedefler vardır. Son sözü de sandıkta üyeler söyleyecektir.
Fakat seçimler gelip geçer.
Asıl kalıcı olan, seçim sonrasında şehre ne bırakıldığıdır.
İşte “şehir ağabeyi” olmak da biraz burada başlıyor.
Bir makamın sahibi olmak değil; o makamın sorumluluğunu taşımak…
Bir koltuğu yönetmek değil; o koltuğun temsil ettiği insanları dinlemek…
Sadece bugünü değil, yarını düşünmek…
Ve en önemlisi, bütün kişisel hesapların üzerinde şehrin menfaatini konuşabilmek.
Lütfü Yücelik’in bugün sahada verdiği mesajı kendi ifadesiyle tek cümlede toplamak mümkün:
“Erzurum kazansın.”
Gerisi ise Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası üyelerinin takdirinde.
Çünkü şehirler, yalnızca binalarla ve iş yerleriyle büyümez.
Şehirler; birbirini anlayan, dinleyen, yol gösteren, gençlere alan açan ve ortak geleceğe inanan insanlarla büyür.
Ve bazen bir şehrin en büyük sermayesi, yetişmiş insanıdır.
Erzurum’un da böyle insanlara, böyle birikime ve böyle bir şehir fikrine ihtiyacı var.
