Liyakat Meyve Verdikçe Rahatsız Olanlar ve Ezber Bozan Bir Rektör

Hangi kurumda olursanız olun, üstlendiğiniz sorumluluğun ağırlığını idrak ederek yola çıkmışsanız; besmeleyle, inançla, kararlılıkla ve “Halka hizmet, Hakka hizmettir” düsturuyla taşın altına elinizi koymuşsanız, birilerinin gözüne batmanız kaçınılmazdır.

Yıllardır “Salla başı, al maaşı” anlayışıyla koltuğunu sağlamlaştıran, “Bu sistem böyle gelmiş, böyle gider” konforuna alışmış, yan gelip yatan güruh; görev bilinciyle sahaya inen bir irade gördüğünde hemen savunma mekanizmasını çalıştırır. Çünkü üretmeyen için üreten kişi, kendi ataletini yüzüne vuran bir aynadır.

Bu aşamadan sonra kural hiç değişmez: Çeşitli entrikalar, asılsız laflar, mesnetsiz isnatlar devreye girer. Algı operasyonları başlatmak adına kulaktan dolma dedikodular; sosyal medyadaki maşalara ya da gazeteci geçinen bazı çevrelere servis edilir. Amaç bellidir: Görev ehlini şevkten düşürmek, sorumluluk bilincini soğutmak ve onu da kendi sıradan, pasif standartlarına çekmek.

Ee, elbette imtihan dünyasındayız. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle, yarın da devam edecek.

Burada asıl duruş; sağa sola takılmadan, suni gündemlere ve alçakça iftiralara kulak asmadan hareket etmektir. Devletin verdiği yetki ve selahiyetle projelere kilitlenmek; kararlı ve vakarlı bir biçimde üretilen hizmetleri gün yüzüne çıkarmaktır. İcraatları, o algıcıların gözüne gözüne sokarak “İşte başarı budur, ülke ve millet sevgisi böyle gösterilir” diyebilmektedir.

Resmin en trajikomik tarafı ise şurada başlamaktadır: Bu şehre hiçbir katma değeri olmamış, mesleki anlamda kendini ispatlayamamış, yetersiz ve eğitimsiz bir zümre; ömrünü bilime, projeye ve devlet hizmetine adamış yetişmiş insanları eleştirme cüretini gösteriyor. Ehil olmayanların, liyakat sahibi insanlara ahkâm kestiği garip bir kaderesizliktir bu.

Tüm bu tablonun ortasında, Atatürk Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun tutum ve icraatları özel bir parantezi hak ediyor. Ben, göreve geldiği ilk günden bugüne kadar eylem ve söylemlerini, hal ve hareketlerini, tutum ve davranışlarını yakından takip eden bir gazeteciyim. Göreve başladığı ilk gün ne anlattıysa, neyin sözünü verdiyse, neyin yanlış olduğunu vurgulayıp nasıl düzelteceğini ifade ettiyse; bugün ilmi, bilimsel tecrübesi ve inançlı ekibiyle sahada hepsini bir bir hayata geçirmektedir. Kendi vizyonuyla, elle tutulur ve gözle görülür adımları kısa sürede atmıştır.

Şehirde algı operasyonlarını körükleyen gerek içerideki uzantılara gerekse dışarıda bu senaryoyu oynatmaya çalışan malum şahıslara net bir cevabımız var: Başaramayacaksınız.

Ezcümle; Sayın Rektör, bilim insanı kimliğinize, inancınıza, ilminize ve size inanan nitelikli kadronuza odaklanın. Sağa sola bakmadan, hedefe kilitlenerek verdiğiniz sözleri hayata geçirmeye devam edin. Bu şehir, bu üniversite ve sizi yürekten destekleyenler sizden hayırlı icraatlar bekliyor. Modern, köklü ve ülkenin gururu olan Atatürk Üniversitesi; sizin ve sizin gibi memleket sevdalısı zihniyetlerin samimi gayretleriyle hak ettiği seviyeye ulaşacaktır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *